Güvenlik Mimarisi ve Mümin III; "Toplum Olmak Adına"
Toplum dediğimiz yapı, yalnızca insanların bir arada bulunmasından ibaret değildir. Aynı mekânı paylaşmak cemiyet olmak için kâfi gelmez. Zira cemiyet, güven üzerine bina edilir; güvenin olmadığı yerde kalabalık vardır ama topluluk yoktur. İnsan yığınları, ancak aralarındaki emniyet duygusu sayesinde anlamlı bir birlikteliğe dönüşebilir. Kelâm açısından bakıldığında bu durum tesadüfî değildir. Zira insan, mükellef bir varlık olarak yaratılmıştır. Teklif, yalnızca bireyin Allah ile olan ilişkisini değil, aynı zamanda insanın insanla olan bağını da tanzim eder. Mütekellimîn, teklifin hikmetini açıklarken insanın maslahat üzere yaşaması ilkesini merkeze alır. Maslahat ise ancak güven zemininde gerçekleşir. Canın, malın ve ırzın korunması gibi zaruriyyât-ı hamse, güvenin toplumsal mimarisini teşkil eden temel sütunlardır. Bu bağlamda Resûlullah’ın (s.a.v.) “Mümin, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir” hadisi, ahlâkî bir öğütten ziyade kelâmî bir çerçeve sunar. Çünkü bura...