"Aklın İtibarı: Dinî Düşüncede Aklın Meşruiyeti Üzerine Bir İnceleme”
Kişi, insan olduğunun farkına nasıl varır? Onu diğer canlılardan ayıran temel özellik nedir? Bu tür sorulara verilen en yaygın cevap, insan olmanın zorunlu şartı olarak kabul edilen akıldır. Akıl, çağlar boyunca hem dinî hem de müspet ilimler çerçevesinde üzerine en çok düşünülen yetilerden biri olmuştur. Nitekim bu iki alanın sunduğu veriler birlikte değerlendirildiğinde görülür ki akıl, insanlık muktezası olarak merkezi bir konuma sahiptir. Beşerin insaniyet kesbetmesinde en mühim âmillerden biri olarak telakki edilmiştir. Nitekim insanın mükellef bir varlık olarak kabul edilebilmesi, onun nazar ve istidlâl kudretine sahip olmasıyla doğrudan ilişkilidir. Akıl, bu bağlamda yalnızca bilmenin değil, doğruyu yanlıştan; iyiyi kötüden ayırt etmenin de imkânını sağlayan temel ilkedir. Dolayısıyla aklın devre dışı bırakıldığı bir tasavvurda ne ahlâkî sorumluluktan ne de dinî tekliften söz etmek mümkündür. Tarih boyunca akıl üzerine farklı değerlendirmeler yapılmıştır. Kimi çevreler nezdi...