“Yaşam ve Anlam: Müteâl Perspektifinde Bir Okuma”
“Yaşanan an’dır.” ifadesiyle başlıyor bir eserinde Duralı. Hayat ve yaşam üzerine birtakım görüşlerini serdediyor. İlk okuduğumda beğenmiş ve üzerine uzunca bir yazı yazmıştım. Şimdi ise başka bir duygu yüküyle benzer ifadeleri anımsıyorum. Bu kez, yalnızca bir düşünürün sözü olarak değil; daha derin bir idrak arayışıyla birlikte… Ve tekrar yaşamı; zaman, zemin ve hareket perspektifinden okumaya çabalıyorum. Yaşam; “an” denilen ve idraki son derece müşkül olan en küçük zaman biriminden ibaret olmadığı gibi, üzerinde ikamet ettiğimiz mekânsal koordinatlarla da mahdut değildir. Bu iki mefhumla birlikte okunan hareket dahi, yaşamın hakikatini bütünüyle kuşatmaya kâfi görünmemektedir. Zira yaşam, bunlarla irtibatlı olmakla birlikte, bunlara indirgenemeyen bir gerçekliktir. Peki, o zaman, onu nasıl idrak edeceğiz? İşin zor ama en kıymetli yanı da burada gizli. Çünkü adına ister “yaşam” ister “hayat” diyelim, onu anlamlandırmak için aşkın bir izaha ihtiyaç vardır. Kelâmî bir ifad...