Kendi İçine İnmek!
Bilmek,
ancak “kendini bilmek” ile kayıtlıdır. Zira insan kendisini bilmezse, hakikatte
hiçbir şeyi bilemez. Bilmek, “ne” olanı “ben” ile ilmiklemektir. Nesne, özneyle
temas ettiği ölçüde anlam kazanır. Bu nedenle kişi, o “ben”i inşa etmeden
“ne-olan”ı hakkıyla kavrayamaz. Çünkü “ne-olan”, ancak “ben”deki karşılığı
nispetinde yankı bulur.
Bu
itibarla “ben” kıymetlidir. Nitekim tasavvuf geleneğinde de ifade edildiği
üzere: “Kendini bilen Rabbini bilir.”
Peki,
kendi içine inmek ne anlama gelir?
Bu
mülâhazalar eşliğinde denilebilir ki insan, kendi içine inmeli; belki İmam
Gazâlî gibi. O, sahip olduğu bilgilerin ardından kendisini ciddi bir
soruşturmaya tâbi tutmuş, her bir malumatını içsel bir mihenge vurmuştur.
Hakikate ulaşma yolunda epistemik bir arınma yaşamıştır. İşte söz konusu
karikatürde benim gördüğüm de budur: İnsan, kendi derinliğine doğru cesur bir
yolculuğa çıkmalıdır. O kuyuya inmeli; inmeli ki kıvamı yakalasın.
Bir
başka ifadeyle, Yunus Emre’nin dediği gibi:
“Bir ben vardır bende, benden içeru”
Bu
noktada “inmek” mi, “bakmak” mı sorusu tekrar anlam kazanır.
“Bakmak”,
yönelimi ifade eder; fakat “inmek”, mesafe kat etmeyi ve mertebe değiştirmeyi
ima eder. Kelâmî tahkik de böyledir: Bir meseleye dışarıdan bakmak yetmez; onu
zihinsel olarak çözümleyip, illet–malûl ilişkisini kurup, burhanla
temellendirmek gerekir. Bu süreç yüzeysel bir nazar değil, katmanlı bir
iniştir.
Sonuç
olarak kendi içine inmek; imanın taklitten tahkike yükselmesi, bilginin zandan
burhana dönüşmesi, benliğin vehimden arınarak mümkin oluşunu idrak etmesi ve bu
idrakin Vâcib fikrine kapı aralaması demektir.
Ez cümle; iniş, aslında yükselişin başlangıcıdır. Çünkü hakikate doğru yükselmek, evvela insanın kendi varlık zeminine inmesini gerektirir.

👌👍🙏
YanıtlaSilEllerine , emeğine ve yüreğine sağlık, güzel insan
YanıtlaSilGönlüne kalemine sağlık
YanıtlaSil