Kayıtlar

Nerede etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İnsanın Konum Arayışı: “Bir Varlık Muhasebesi”

Resim
Nerede Duruyoruz? Çetin bir soru bu. Baştan ifade edelim: Buradaki "durmak" ile kastettiğimiz şey beklemek değildir. Bilakis, bulunmak, konumlanmak ve varoluş içindeki yerimizi tespit etmektir. Daha açık bir ifadeyle sorumuz şudur: Yapıp ettiklerimizle, esfel-i sâfilîn ile eşref-i mahlûkât arasında nerede duruyoruz? İnsan, dünyaya gelişiyle birlikte bir yolculuğa başlar. Bir yerden gelir ve bir yere doğru yönelir. Bu iki menzil arasında kendisine bir konum seçer; hatta çoğu zaman o konumu kendi elleriyle inşa eder. İşte insanlık tarihinin en kadim sorularından biri de bu "ara"ya dairdir. Bu sebeple sorumuzu yeniden gündeme getiriyoruz: Nerede duruyoruz? Söylenen her sözün dahi bir karşılığı olduğu, insanın en küçük ifadelerinden bile hesaba çekileceği bir ilâhî düzende; eylemlerimizin muhasebesiz kalacağını nasıl düşünebiliriz? Daha da tehlikelisi, ötelerin mahkemesini hiç umursamadan yaşamayı nasıl normalleştirebiliriz? "Neden yaşıyoruz?" soru...

“Yaşam ve Anlam: Müteâl Perspektifinde Bir Okuma”

Resim
“Yaşanan an’dır.” ifadesiyle başlıyor bir eserinde Duralı. Hayat ve yaşam üzerine birtakım görüşlerini serdediyor. İlk okuduğumda beğenmiş ve üzerine uzunca bir yazı yazmıştım. Şimdi ise başka bir duygu yüküyle benzer ifadeleri anımsıyorum. Bu kez, yalnızca bir düşünürün sözü olarak değil; daha derin bir idrak arayışıyla birlikte… Ve tekrar yaşamı; zaman, zemin ve hareket perspektifinden okumaya çabalıyorum. Yaşam; “an” denilen ve idraki son derece müşkül olan en küçük zaman biriminden ibaret olmadığı gibi, üzerinde ikamet ettiğimiz mekânsal koordinatlarla da mahdut değildir. Bu iki mefhumla birlikte okunan hareket dahi, yaşamın hakikatini bütünüyle kuşatmaya kâfi görünmemektedir. Zira yaşam, bunlarla irtibatlı olmakla birlikte, bunlara indirgenemeyen bir gerçekliktir. Peki, o zaman, onu nasıl idrak edeceğiz? İşin zor ama en kıymetli yanı da burada gizli. Çünkü adına ister “yaşam” ister “hayat” diyelim, onu anlamlandırmak için aşkın bir izaha ihtiyaç vardır. Kelâmî bir ifad...