Kayıtlar

Temmuz, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hayatın Mimârisi Üzerine "Bir Öncelikler Meselesi: Asıl ve Fer'"

Resim
  Bir rivayete göre, eski zamanlarda büyük bir şehir inşa edilmeye başlanmıştı. Şehrin ortasında göğe doğru yükselecek muazzam bir kule tasarlanmıştı. Mimarlar, taş ustaları, nakkaşlar ve hattatlar bir araya gelmiş; herkes kuleye kendi sanatını katmak için yarışıyordu. Bir kısmı duvarlara işlenecek motifleri tartışıyor, bir kısmı pencerelerin biçimini belirliyor, bir kısmı ise tepesine yerleştirilecek kubbenin rengini konuşuyordu. Fakat şehrin yaşlı mimarı günler boyunca yalnızca tek bir işle meşguldü: Toprağı kazıyor, ölçüyor, tekrar kazıyor ve yeniden ölçüyordu. Genç ustalar bundan rahatsız olmaya başladılar. "İnsanlar bu şehri görmek için gelecekler" dediler. "Kimse temeli görmek istemez. Bırakalım artık toprağı ve kuleyi yükseltelim." Yaşlı mimar cevap vermedi. Aylar geçti. Bir gün genç ustalardan biri sabırsızlığına yenik düştü ve temel tamamlanmadan kulenin bir bölümünü inşa etmeye başladı. Ardından bir başkası pencereleri yaptı, bir diğeri duvarları süsle...

Yalancı Paradoksundan İfadenin Ontolojisine: "Doğruluk İddiası, Tanıklık ve Gerçekliğin Kuruluşu"

Resim
Bir mahkeme salonu düşünün. Salon sessizdir. Hâkim kürsüde, taraflar yerlerinde beklemektedir. Nihayet tanık içeri alınır. Kimliği tespit edilir ve doğruyu söyleyeceğine dair yemin ettirilir. Hâkim ilk sorusunu sorar: — Gördüklerinizi anlatınız. Tanık birkaç saniye susar. Ardından sakin bir sesle şu cümleyi kurar: "Şu anda söylemekte olduğum tanıklık yalandır." Salon bir anda sessizliğe gömülür. Eğer tanık doğru söylüyorsa, tanıklığı yalandır. Eğer yalan söylüyorsa, o hâlde tanıklığı doğru olabilir. Hâkim hangi cümleyi esas alacaktır? Kâtip hangi ifadeyi tutanağa geçirecektir? Hukuk, doğruluğunu kendi içinde tüketen böyle bir söz karşısında ne yapacaktır? İlk bakışta bu yalnızca mantığın çözmeye çalıştığı bir paradoks gibi görünür. Oysa belki de asıl problem başka bir yerdedir. Çünkü tanığın sözünün doğru ya da yanlış olduğuna karar vermeden önce, tartışmasız bir şey olmuştur: O söz söylenmiştir. İşte bu yazı, tam da bu "olmuş olma" hâlinin peşine düşmek...